Teknoloji bize hizmet etmeyecekse…

rushkoff_diamandis

Ateşi, tekeri, yazıyı neden icat ettik ki? İşleri kolaylaştırmak, hayatımızı güzelleştirmek için…

Yerleşik hayata geçtik, tarım yapmaya başladık, köyler, kentler, metropoller oluşmaya başladı, medeniyet, bilim, kültür ve sanat gelişti. Ne güzel oldu…

Orta çağ yaşandı, rönesans, aydınlanma derken, sanayi devrimi oldu, medeniyet yine gelişti, bilim, kültür ve sanat gelişti. Ne güzel oldu…

Yarı iletkeni icat etti. Bilgisayar, cep telefonu, internet derken, bilgi çağına girdik, bilgi ekonomisi ve bilgi toplumu olma yolunda hızlı adımlarla ilerliyoruz. Ne güzel oldu…

Tarım devam ediyor. İnsana hizmet ediyor. Karnımızı doyuruyor, üzerimizi giydiriyor. Tarım 4.0 vizyonu ile en son teknolojileri kullanarak, verimi ve kaliteyi artırıyoruz. Çiftçinin hayat konforunu ve ekonomik değerini geliştiriyoruz. Ne güzel oldu…

Sanayi devam ediyor. İnsana hizmet ediyor. Aracımızı, evimizi, eşyamızı üretiyor. Endüstri 4.0 vizyonu ile en son teknolojileri kullanarak, verimi, kaliteyi, hızı, esnekliği artırıyoruz. Ne güzel oldu…

Artık ilaveten hizmet sektörü ve bilgi ekonomisi dahil oldu. Onların da en üstün versiyonlarını yaşıyoruz, sürekli geliştiriyoruz. Daha önce çok defa ifade ettik. Bugünlerde dünyanın en değerli şirketleri internet ve teknoloji devleridir. Ne güzel oldu…

Yeni gelişmeler olduğunda her zaman birileri daha avantajlıydı, ilk çıkan aletlere daha yakındı, konuyu daha iyi kavradılar. Bazıları ise konuya uzak ve geç kaldılar, korktular, tam anlayamadılar, bünyelerine alamadılar, kendileri üretemediler, üretenlerden satın almak zorunda kaldılar.

Bu sefer çok farklı diyenlere sesleniyorum. Yapay zeka, robotlar, genetik, uzay teknolojileri, vb. Bu sefer çok farklı değil. İnsanlık için ateş de müthiş bir icat idi, teker de, yazı da, barut da, para da, mancınık da, usturlap da, kalyon da, matbaa da, elektrik de, içten yanmalı motor da, hatta otomatik telefon santrali ve fotokopi makinesi bile…

İnsanlığın gelişimi için bilim, sanat, kültür, teknoloji, ekonomi ve medeniyet bir bütün olarak gelişir, iyisiyle kötüsüyle. Erdem yükseldikçe, güzel olanlar artar, yozlaşma arttıkça, çirkin olanlar artar. Önceleri de böyleydi, bugünlerde de böyledir.

Peki. Her şey güzel mi? Her şey yolunda mı? Her şey insana mı hizmet ediyor?

Bazı durumlarda sanki tam tersine evrildik. İnsan teknolojiye hizmet eder hale mi geldi? İnsan verisini vererek, mobil cihazını kullanarak, dünya lideri olan internet ve teknoloji devlerine mi çalışıyor? Bazı formları doldurarak, bazı verileri paylaşarak, onların yapay zekalarını eğittik. Ki bu ileri yapay zeka bizi daha iyi tanısın, daha çok kampanya yapsın, daha çok ürün, servis ve reklam satsın diye.

Böyle mi olmalı?

Tabii ki hayır. Ama bu durumlar teknolojinin bir suçu değil ki. Hatta ekonominin veya toplumun da suçu değil. Çok az sayıda kişinin gözü dönmüş, mevcut düzeni (küresel kapitalist sistemi) mantıklı kullanmak, yaşatmak yerine, kendi çıkarlarını maksimize etmek üzere sömürüyor, kuralları, kanunları, insani değerleri hiçe sayıyorsa, buna kim mani olabilir ki? Bu nasıl önlenebilir ki? Bundan dolayı o mecraları veya o teknolojileri veya bilimsel gelişmeleri yasaklamak, külliyen reddetmek kadar yanlış bir tavır olamaz.

İnterneti kapatalım mı şimdi? Çok fazla kötülük var, çok fazla kötü içerik var, çok büyük tehlikeler var, çok saçma söylemler ve tepkiler var, manipülasyon, yalan yanlış haberler, nefret söylemleri, ve daha türlü türlü çirkin ve kirli numaralar var. Evet, kesinlikle ve maalesef…

Ama aynı zamanda her türlü dili ücretsiz öğrenmeniz için imkanlar var, pek çok üniversitenin dersleri ücretsiz yayında, her konuda bilinçlenmek üzere dünyanın pek çok içeriği, kütüphanesi, bilgi bankası artık açık ve erişilebilir durumda. Ve sanki bunlar çoğunlukta. Çoğunlukta olmasa bile bunların değeri, diğerinin zararını örtmeye katbekat yeter de artar.

Ama insani değerlerimizi elden bırakmamalıyız, bırakamayız. Bunu her adımda, her nefeste hatırlamalıyız. Her işi yaparken, her projeye başlarken, her şirketi kurarken, her kampanyayı yaparken, neye hizmet ettiğini, ne anlama geldiğini, insanlığı ileriye taşıyıp, taşımadığını, insanlığın gelişimine küçük de olsa bir katkısı olup olmadığını sorgulamalıyız. Dünyayı daha yaşanası bir yer haline getirmek mümkün. Mümkün olmasının ötesinde, hepimizin görevidir.

Altta iki değerli konuşmacının yaklaşımlarını paylaşıyorum. Karar sizin.

Douglas Rushkoff – Yazar, Düşünür

İnsan Ekibine mi dahil olmak istersiniz, yoksa dışında mı kalmak? İnsan ekibine katılmanın dışında başka bir yolunuz olabilir mi? Bu yüzden hareketlerimize, aksiyonlarımıza, tasarımlarımıza, kararlarımıza, içeriklerimize dikkat etmeliyiz, erdemle, sevgiyle, saygıyla, sabırla, akılla, sağduyuyla yaklaşmalıyız. Acele etmemeliyiz, kısa vadeli çıkarların peşinden koşmamalıyız, kendimizi akıntıya bırakmamalıyız…

Peter Diamandis – Singularity University, XPrize

Bilim ve teknoloji gerçekten heyecan verici. Yenilikler çok cazip, çok etkileyici, çok müthiş. Ama sonuçlarını iyi düşünmeliyiz. Bu bilimsel ve teknolojik gelişmeler sadece az sayıda zengin veya yüksek tahsili olan insanlara mı hitap ediyor? Yoksa herkese mi ulaşıyor? Bu iş modelleri herkesin kalkınmasına mı vesile oluyor, yoksa çok az sayıda zenginin daha da zenginleşmesine mi sebep oluyor.

Daha yapılacak çok iş var. Neymiş o işler diye merak ederseniz, Birleşmiş Milletlerin hazırlamış olduğu Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri bunun en bütünleşik ve en değerli çalışmasıdır. (BM sayfasına link)

Daha güzel bir geleceği beraber düşünmek, tasarlamak, hayata geçirmek üzere.