İş Modellerinin Dijitalleşmesi

blog002

Dijitalleşme sayesinde yepyeni iş modelleri mümkün hale geliyor. Hatta sadece dijital dünyada mümkün hale geliyor. İş, faaliyetler, ürünler, insanlar gerçek dünyada. Ama bunların ayak izleri, verileri, sonuçları, iz düşümleri dijital dünyada; bulutta, mobilde veya farklı sanal ortamlarda. Bir unsuru dijital dünyaya aktarınca, dayanılmaz bir hafifliğe ulaşıyor. Işık hızında dünyanın bir yanından öbür yanına ışınlanabiliyor. Onlarca, yüzlerce, binlerce, milyonlarca kopyası üretilebiliyor, hem de neredeyse anında ve ücretsiz. Aynı bilgi milyonlarca insana gösteriliyor, anında ve neredeyse ücretsiz, hatta müşteri görmek için üstüne para veriyor.

Yeni iş modelleri dünyasına hoş geldiniz. Fabrika kurmak, filo oluşturmak, mağaza açmak, ham madde tedarik etmek, personel orduları istihdam etmek, gibi yaklaşımlar geçmişte kaldı. Artık onları çözdük. Tabii ki hâlâ optimize edilecektir, otomatize edilecektir.

Ama yeni dünya ve yeni rekabet farklı bir mecrada cereyan ediyor, farklı meziyetler gerektiriyor. Dijital dünyada algoritmalar üretmek, bulut altyapıları kurmak, mobil uygulamalar geliştirmek, dijital mecralardan kitlelere ulaşmak ve özellikle bu dünyanın dinamiklerini iyi anlamak gerek.

Alttaki vakalar dijitalleşen iş modellerine sadece birkaç örnektir. Ama çarpıcı, ibret verici ve cesur örneklerdir. Bunları kendinize örnek alarak, sizin sektörde, sizin şirkette dijital iş modellerinin nasıl mümkün olacağını tartışmalısınız, sorgulamalısınız. Siz yapmazsanız, mutlaka bir üniversitede genç ve yetenekli bir grup öğrenci, şu an bunun üzerine akıl yormaktadır, prototipler üretiyordur. Bizden söylemesi…

Rulman 2.0 – İsveç’ten Bir Başarı Öyküsü

Bildiğiniz çelik rulmanın dijitalleşeceği kimin aklına gelirdi. SKF şirketinin yaptığı tam olarak budur. 1907 yılında Göteborg kentinde kurulmuş olan ve bugün tam manasıyla küresel bir devdir. Yeni milenyuma girerken dijital dünyada yer almaya karar vermişler. Rulmanlarını sensörlerle donatmışlar. Önce kablolu, sonra kablosuz bir şekilde veri toplamaya başlamışlar.

Bugün bir milyondan fazla rulmandan veri toplanmaktadır. Kendi bulut sistemlerinde toplanan veri analiz edilmektedir. Rulman adet satıştan, hizmet seviye anlaşmasına (SLA) dönmüşler. Veriyi ayrıca satıyorlar. İlaveten müşterilerine dijital dünyanın imkânlarından yararlanmaları için danışmanlık hizmetleri veriyorlar.

Rulmanların ve SKF’nin toplam performansı üzerinden ödeme alacakları bir iş modeli geliştirmişler. İsveç’te bir maden ile onların hedeflerine ulaşmaları üzerinden bir anlaşma yapmışlar.

Toplanan veriler ürünlerin (yani rulmanların) geliştirilmesi için analiz edilmektedir. Toplanan ve incelenen veriler üzerinden çok isabetli hata/bakım öngörüleri yapılmaktadır. Buna göre hangi rulmanın ne zaman değiştirilmesi gerektiğine veriye dayalı bir şekilde karar verilmektedir.

Geniniz Kaç Para?

Nisan 2003 ayında uluslararası “İnsan Genom Projesi” tamamlanmıştı. Artık dünya ve insanlık bir daha hiçbir zaman öncesi gibi olmayacaktı. Çünkü insanın şifresi çözülmüştü. O günden bu yana insanın genomunu dizilemek milyonlarca dolardan binler mertebesine düştü, hâlâ düşmeye devam etmektedir.

Aynı süre içinde yepyeni endüstriler kuruldu, çok değerli şirketler oluştu, ilaç endüstrisi akıllandı, hastalar iyileştirildi, pek çok inovasyon yapıldı. Biyoloji dijitalleşti.

Nisan 2006’da 23andme.com şirketi kuruldu. Kurucusu Anne Wojcicki, Google kurucularından Sergey Brin’in eski eşidir. Verinin kıymetini çok iyi bilecek bir kişi ve ekosistem. 23andme.com size küçük bir kutuda bir çubuk gönderiyor. Siz ağzınızın içinde onu gezindiriyorsunuz. Böylece kendi doku örneklerinizden topluyorsunuz. Kutunun içine koyup, geri gönderiyorsunuz. Birkaç hafta sonra bir e-posta gönderiyorlar ve kendi portallerinde sizin geninizin yüzeysel bir analizini sunuyorlar.

Geninizden menşeinizi inceliyorsunuz. Kalıtsal hastalıklarınızı ve yatkınlıklarınızı size gösteriyor. Bunu da 99 dolara yapıyor. Bu kadar ucuz nasıl olabilir? Kargo ücreti, bulut ücreti, her şey dahil. Nasıl olabilir?

Zira 23andme.com asıl gelirini bu verileri ilaç şirketlerinde satmaktan elde etmektedir. Bizler de seve seve izin vermekteyiz. 99 dolar karşılığında daha ne olsun ki! Ne güzel bir servis, oturduğunuz yerden gen analizi.

Ayrıca 23andme.com son dönemde kendisi de bu verileri araştırma için kullanacakmış. Eylül 2017’de 250 milyon dolar yatırım yapmış, kendi ilaç molekülleri araştırmasını yapacakmış.

Milyonlarca insandan topladıkları genetik bilgi emsalsiz. Biyoloji artık dijital bir bilimse, bu bilimin en önemli unsuru “büyük veridir”. Yani elinizde ne kadar çok ve kaliteli veri varsa, hesaplama gücü (bulut bilişim altyapısı) oluşturabiliyorsanız, o kadar hızlı ve o kadar başarılı büyüyeceksiniz. Bu formül neredeyse her sektör için geçerlidir.

Ey Aracı! Çekil Aradan! 

“Disintermediation”. Hiç duydunuz mu? Aracıların ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir. Pek çok sektörde ve süreçte pek çok aracı bulunmaktadır. Marketten veya manavdan taze sebze veya meyve aldığınızda, o ürünün kaç kişinin elinden geçtiğini, kaç kişinin o ürün üzerinden para kazandığını hiç düşündünüz mü?

Çiftçi üretir. Bölgenin tüccarı alır, toptancıya satar. Toptancı hale getirir. Hale ödeme yapılır. Orada simsarlar vardır. Manavlar için alım yapan, marketler için alım yapan. Onlar komisyonlarını alırlar. Kamyoncu payını alır. Tabii ki bunların her biri meyvenin veya sebzenin nihai satış fiyatı üzerine eklenir.

Mahallenizdeki manavdan veya marketten bir kilo elma aldığınızda en azından üç veya dört aracıya para kazandırmış (kaptırmış) oluyorsunuz. Yaptıkları tek iş de bir köşeyi tutmuş olmak. Sürece, ürüne, hizmete herhangi bir değer katmıyorlar, tam aksine fiyatın yükselmesine, bazı durumlarda ürünün veya hizmetin gecikmesine ve karmaşıklaşmasına sebep oluyorlar.

Tazedirekt.com tam bu meseleyi adresleyen bir girişimdir. Hasan Aslanoba tarafından kurulmuştu, sonra terk edilmişti. Bugün varlığını Migros bünyesinde bağımsız bir marka ve faaliyet olarak devam etmektedir. Adı üzere taze meyve ve sebzeleri, hatta et ve süt ürünlerini, doğrudan (direkt) üreticiden tüketiciye ulaştırma gayreti içindedir.

Tabii ki bu değişim yavaş cereyan etmektedir. Hangi simsar kurduğu tezgâhı kendiliğinden ve zorlanmadan terk eder ki? Ama zaman içinde katma değer üretmeyenlerin tümü yok olacaklar.

Mesela sigortacılık sektörünü düşünebiliriz. Neden acenteye gerek var ki? Acentenin sağladığı katma değer nedir ki? Sigortam.net bunun güzel bir örneğidir. Bugünlerde pek çok sigorta şirketi dijital dönüşümler gerçekleştiriyor. Müşterilerine doğrudan ulaşmanın yollarını arıyorlar. İnternet şubelerini açıyorlar. Özellikle mobil cihazın avantajlarını fark ediyorlar. Lokasyon verisi var, kamera var, parmak iziyle imzalamak var. Acente bununla nasıl rekabet edebilir ki? İlginçtir ki mobil bankacılığa bu kadar alışmış toplumumuz mobil sigortacılığa neden alışamıyor? Ama bazı faydalı uygulamalar -kaza tutanağı gibi- sayesinde önümüzdeki yıllarda hızlıca yaygınlaşacaktır.

Benzeri bir yaklaşım emlakçılık ve oto galericilik dünyasına gelmiştir. Sahibinden.com sitesi evini kiraya vermek isteyen ile kiracı arasında doğrudan bir köprü oluşmuştur. Emlakçının sürece kattığı değeri düşünün. Birinden anahtarı alıyor, diğerine evi gösteriyor, matbu bir formu iki tarafa imzalatıyor, bunun için büyük bir bedel istiyor. İki bilinçli vatandaş bunu pekala kendi kendilerine yapabilir. Aynı şekilde oto alışverişi de kolaylaştı ve aradaki gereksiz aracılar aradan çıktı.

Önümüzdeki dönemde aracıların işi giderek zorlaşacaktır. Sürece ve özellikle müşteri deneyimine katkısı olmayanlar yok olacaktır. Bu da doğal seleksiyon sürecinin gereğidir, piyasa koşullarının doğasıdır. Dijitalleşme bu süreci hızlandıracak ve inovatif, akıllı, çevik girişimcilere ve şirketlere yeni fırsatlar sunacaktır.

Kısaca anmış olalım: Dünyada bu trendin (disintermediation), yani aracıların aradan çıkarılması sürecinin en meşhur örnekleri UBER ve Airbnb şirketleridir. Birinin hiçbir arabası ve şoförü yokken, pek çok otomobil üreticisinden daha değerli bir şirket. Diğeri hiçbir odası olmadan pek çok otel zincirinden daha değerli bir şirket haline gelmişlerdir.

Diğer yandan son dönemde özellikle vergisel boyutu, işçi emeğini sömürmeleri ve kira fiyatlarının artmasına sebep olmaları nedeniyle haklarında pek çok olumsuz haber çıkmaktadır.

Her şeye rağmen iş modeli olarak, özellikle dijitalleşen dünyada herkes kendi sektörünün veya ürün kategorisinin platformu haline (UBER gibi) gelmek istiyor. Bunun için çok başarılı bir müşteri deneyimi sunmak, çok sağlam bir bilişim altyapısı kurmak ve çok sıkı bir dijital pazarlama kabiliyeti geliştirmek gerek.

Film kiralama endüstrisi vardı. Artık dijital film/TV/ içerik platformları var. Dünyada en başarılı olanı Netflix şirketidir. Aslında Amazon gibi bir oyuncu bunu ticaret dünyası için yapmıştır. Ülkemizde hepsiburada, n11, gittigidiyor gibi platformlar bunu yapmaktadır.

Sizin sektörünüzün hangi köşesinde, hangi süreçlerinde aracılar var? Bunlar gerçekten gerekli mi? Acilen gözden geçirmelisiniz. Siz fark etmezseniz, inovatif bir girişim pek yakında fark edecek ve sizi sarsacak, zorlayacaktır. Takip etmekte, hazırlıklı olmakta fayda var.

Hayatımızın her noktasında dijitalleşme örneklerine rastlıyor, her gün yeni dijital deneyimler yaşıyoruz. GelecekHane CEO’su Halil Aksu’nun kaleme aldığı Dijitopya kitabı, dijital dünya konusunda ele aldığı konularla ufkunuzu açacak! Müziğin dijitalleşmesinden, mekanların dijitalleşmesine; CDO başarı hikayelerinden, şirketlerin dijitalleşmesine geniş yelpazede uzman görüşlerinin bulunduğu Dijitopya kitabını link üzerinden edinebilir, dijital dünyayı keşfedebilirsiniz!

Siz de GelecekHane’nin dijital dönüşüm konusunda önemli markalara verdiği danışmanlık hizmetleri ile bir adım öne geçmek ister misiniz? Perakende, üretim ve otomotiv gibi farklı sektörlerde çok önemli markalardan elde ettiğimiz engin deneyimimiz ile size ve şirketinize dijital dönüşüm danışmanlığı hizmetleri konusunda önemli katkılarda bulunabiliriz. Hizmetlerimiz ile ilgili ayrıntılı bilgi almak için bize ulaşın, dijital dünyada bir adım öne geçin!